İzocam: Doğru Yalıtım Yarınlar İçin En Stratejik Yatırımdır

Izocam-Dogru-Yalitim-Yarinlar-Icin-En-Stratejik-Yatirimdir-featured

İzocam, 05–11 Ocak tarihleri arasında kutlanan Enerji Verimliliği Haftası vesilesiyle yalıtımın binalar için sadece bir tasarruf yöntemi değil, aynı zamanda gelecekteki değer ve sürdürülebilirlik açısından en kritik yatırım olduğunu açıkladı. “Doğru yalıtım, yarına yapılan en güçlü yatırımdır” mottosuyla hareket eden marka, yalıtımın bugünden sağladığı kazanımlara dikkat çekti.

61 senelik köklü tecrübesini gelecek vizyonuyla birleştiren sektörün öncü ismi, doğru yalıtımın bugünün gereksinimlerini karşılarken; yarınların ekonomik, çevresel ve toplumsal dengelerine nasıl katkı sunduğunu paylaştı.

Yalıtım Yatırımı Geleceği Nasıl Şekillendiriyor?

Yalıtımın hem hane bütçesine hem de dünya kaynaklarına bir yatırım olduğunu ifade eden İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, “Enerji verimli yapılar sayesinde bugünden enerji tasarrufu sağlanırken, fatura maliyetleri azalmakta ve uzun vadede ciddi ekonomik avantajlar elde edilmektedir. Bununla birlikte yalıtım, çevresel etkiyi azaltan, daha sağlıklı ve konforlu yaşam alanları sunan, can ve yaşam güvenliğini destekleyen bir unsurdur. En önemlisi ise gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğumuzun somut bir karşılığıdır” açıklamasında bulundu.

İzocam’ın enerji verimliliğini sadece bireysel ölçekte değil, ülke ekonomisi ve global kaynaklar penceresinden değerlendirdiğini belirten Murat Savcı, “Yalıtım, bir maliyet kalemi olarak değil, uzun vadede değer üreten bir yatırım aracı olarak konumlandırılmalıdır. Bu yaklaşım, bugünün yapılarını daha verimli hale getirirken, yarının çevresel ve ekonomik dengelerini de koruyan çok boyutlu bir değerler zinciri sunmaktadır” dedi.

Yalıtım Sektöründe Yeni Dönem Ne Zaman Başladı?

Geçtiğimiz yıl içinde hayata geçen TS 825 Standardı ve Ulusal Hesaplama Tebliği ile İklim Kanunu’nun yalıtım standartlarını değiştirdiğini belirten Murat Savcı, bu düzenlemelerin sektöre yeni bir soluk getirdiğini vurguladı. Savcı, “Türkiye’nin enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik hedeflerine yönelik 2025 yılı içinde yürürlüğe giren üç önemli yasal düzenleme; yalıtım sektöründe yeni bir dönemin başlangıcına işaret etmektedir. Kısa aralıklarla yayımlanan bu düzenlemeler; ülkemizin enerji ithalatını azaltma hedefiyle uyumlu biçimde, yalıtım sektöründe nitelikli büyümeyi desteklerken, bina stokunun çevresel etkilerini azaltmayı ve yapıların uzun vadeli performansını artırmayı amaçlamaktadır. Teknik standartların yükseltilmesi ve stratejik uygulamaların sahaya yansıtılmasıyla hem ülke ekonomisine katkı sağlanması hem de bireysel enerji faturalarının düşürülmesi hedeflenmektedir” diye ekledi.

Yeni Tebliğ ve Standartlar Süreci Nasıl Etkiliyor?

Yasal zemindeki değişikliklerin Türkiye için kritik bir dönemeç olduğunu söyleyen Murat Savcı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Binalarda Enerji Performansı Ulusal Hesaplama Yöntemine Dair Tebliğ, yeni yapılacak binalarda enerji performansını artırmak amacıyla daha hassas ve bölgesel koşullara uygun bir hesaplama sistemini devreye alırken, TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı’ndaki güncellemelerle uyumlu biçimde, yalıtım kalınlıklarının artırılmasını ve U değerlerinin düşürülmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu tebliğ, yeni yapılacak binaların tasarımından uygulamasına kadar enerji performansı kriterlerini yeniden şekillendirerek çok daha hassas, bilimsel ve yerel koşullara uygun bir hesaplama metodolojisi ortaya koymuştur. Binaların enerji performansını ölçen ve sınıflandıran BEP-TR yazılımında yapılan bu kapsamlı güncelleme sayesinde, tasarım aşamasında binaların gerçek enerji ihtiyaçları daha doğru şekilde belirlenecek; iklim verilerine göre ısı yalıtım kalınlıkları ve uygulama detayları bölgesel gereksinimlere uygun biçimde optimize edilecektir. Tebliğ kapsamında meteorolojik istasyon sayısının 84’ten 730’a çıkarılması da ülkemizin coğrafi çeşitliliğini daha iyi yansıtan detaylı ve hassas enerji hesaplamalarını mümkün kılacaktır.”

Isıtma ve Soğutma Giderleri Neden Önemli?

Yeni tebliğle beraber ısı yalıtımının artık sadece kış mevsimindeki ısıtma değil, yaz aylarındaki soğutma ihtiyacı üzerinden de hesaplandığını belirten Savcı, şu verileri paylaştı: “Bundan böyle Türkiye’nin farklı iklim bölgelerindeki binalar artık hem yaz hem kış konforunu en az enerjiyle sağlamaya yönelik şekilde tasarlanacaktır. Geçtiğimiz yıl enerji ithalatı için yaklaşık 70 milyar dolar harcayan ülkemizde, enerjinin yaklaşık yüzde 33’ü binalarda tüketilmektedir. Bu tüketimin yüzde 80’i ise ısıtma ve soğutmaya ayrılmaktadır. Bu tablo, ısıtma ve soğutma giderlerinin azaltılmasının hem bireysel bütçeye hem de ülke ekonomisine sağlayacağı katkıyı açıkça ortaya koymaktadır.”

Enerji verimliliğine yönelik güncellenen bakış açısının stratejik bir hamle olduğunu dile getiren İzocam Genel Direktörü, değerlendirmelerini şu şekilde noktaladı:

“Güncellenen standartlara uygun şekilde tasarlanan ve uygulanan enerji performansı yüksek binalar, daha düşük enerji tüketimi sayesinde uzun vadede önemli ekonomik avantajlar sağlayacaktır. Isınma ve soğutma giderlerinde sağlanan düşüş, yapıların işletme maliyetlerini azaltırken, bina değerinin korunmasına ve artmasına da katkı sunmaktadır. Aynı zamanda enerji ihtiyacının azalması; karbon salımının düşürülmesi, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir bir gelecek hedefleriyle doğrudan örtüşmektedir. Dolayısıyla enerji tasarrufu kısa vadeli bir kazanım değil, geleceğe yapılan bilinçli bir yatırım olarak değerlendirilmelidir.”

Exit mobile version