Şimdilik deneyler fareler üzerinde yapıldı ve insanlarda uygulanabilir bir tedaviye dönüşmesi için daha uzun bir araştırma sürecine ihtiyaç var. Ancak uzmanlara göre bu çalışma, saçın yeniden oluşmasını sağlayabilecek yeni tedavilerin geliştirilmesi açısından önemli bir temel oluşturuyor.
ÜÇ HÜCRELİ FORMÜL
Araştırmada bilim insanları, işlevsel bir saç folikülü üretmek için gerekli olan kritik hücre kombinasyonunu belirledi. Buna göre saç oluşumunun temelinde üç farklı hücre türü yer alıyor.
Bunlardan ilki epitel kök hücreleri, yani saç telinin kendisini oluşturan hücreler. İkincisi ise saçın büyümesini tetikleyen sinyalleri gönderen dermal papilla hücreleri.
Daha önceki çalışmalar bu iki hücreyle laboratuvarda saç folikülleri oluşturmayı başarmıştı. Ancak bu foliküller tek başına büyüyemiyor ve çevre dokularla bağlantı kuramıyordu. Araştırmacılar bu sorunun çözümünün üçüncü bir hücre türünde olduğunu belirledi.
EKSİK HALKA BULUNDU
Bilim insanlarının “yardımcı mezenkimal hücre” olarak adlandırdığı üçüncü hücre türü, saç folikülüne destek ve yapı sağlayan bir doku görevi görüyor. Bu hücreler özellikle saç kökünün çevresindeki yapıyı oluşturuyor ve folikülün dokulara bağlanmasına yardımcı oluyor.
Araştırmacılar bu hücreyi saç folikülünün oluşumunun en erken aşamasında eklediğinde, foliküllerin laboratuvar ortamında büyüme döngüsünü başlatabildiği ve çevre dokularla bağlantı kurabildiği görüldü. Bu sonuç, saç folikülünün sadece iki değil, üç temel hücrenin birlikte çalışmasıyla oluştuğunu ortaya koydu.
YENİ TEDAVİLERE KAPI
Bilim insanları bu bulgunun gelecekte saç dökülmesi tedavisinde kullanılabilecek yeni yöntemlerin geliştirilmesine yardımcı olabileceğini düşünüyor. Bir sonraki aşamada araştırmacılar, laboratuvarda üretilen saç foliküllerinin insanlarda güvenli şekilde kullanılabilmesi için çalışmalar yürütmeyi planlıyor.
Uzmanlara göre bu teknoloji başarılı olursa laboratuvarda üretilen saç kökleri ileride kellik tedavilerinde nakledilebilir hale gelebilir.
Araştırma ayrıca yalnızca saç dökülmesi için değil, rejeneratif tıp alanında da yeni kapılar açabilir. Bilim insanları benzer yöntemlerin ileride başka dokuların ve hatta bazı organların laboratuvarda geliştirilmesinde kullanılabileceğini düşünüyor.



