Değişimin Paradoksal Teorisi – Uzm. Psk. Tolga Özkanca
Tolga Özkanca - Uzm. Psk. Tolga Özkanca ile psikoloji alanındaki yaklaşımı, uzmanlık alanları ve danışanlara yönelik hizmetleri hakkında bilgi edinin.
Değişimin Paradoksal Teorisi
Geştalt yaklaşımına göre değişim paradoksal bir süreçtir. Değişimin doğası kendi içerisinde çelişkilidir. Gerçekten değişebilmemiz için gerçekten kendimiz olmamız gerekir…. Paradoksal bir şekilde, ancak gerçekten kendin gibi olduğun ve kendini olduğun gibi kabul ettiğin anda değişebilme şansına sahip olursun. Kendine ait bir şeyleri bastırmaya çalışmak ise katılaşman ve öz yıkım ile sonuç bulur. Yaygın anlamıyla kişisel gelişim sonu gelmeyecek bir çabadır. Kişi devamlı gelişmeye çabalarken kendisini inkâr eder, hiç bitmeyecek bir iş, hiç tamamlanmayacak bir geştalt için kendisini hiç bitmeyecek bir süreçle meşgul ederek hayatına devam eder. Oysa gelişim, ancak ve ancak kendinizi olduğunuz hâlinizle yani tamamlanmış işlerinizle birlikte kabul etmenizle mümkün olacaktır. Gerçek değişim; gerçekliğe olduğu hâliyle kucak açmak, tamamlanmış işlerini fark etmek ve yeni alternatiflerin karşısında belirmesine izin vermek anlamına gelir. (Ki bu ancak güçlü bir benlik ile ve güçlü bir benlik için gerekli sağlıklı temaslar ile mümkün olur)
Gelişimin paradoksal teorisine birkaç dakikalığına alıcı göz ile bakalım. Hedefine ilerleyen bir ok herhangi bir anı dondurduğunuzda hareketsizdir. Herhangi bir an kendi içerisinde sonsuz bir hareketsizlik durumudur. Kendi içerisinde sonsuz bir şimdiki zaman……… Oysa aynı ok yine de hedefini vurur. Paradoks, bizim zamanı parçalara bölmemiz ile ortaya çıkan bir sanrıdır. Ok hem her birim zaman kesitinde hareketsiz hem de zaman sürecinin totalinde hedefi vuracak bir hareket hâlindedir. Değişim, donuk gözüken anda gerçekleşebilir ve sonuç, anların toplamı olan hareketli zamanın son anında gözlemlenebilir.
Şu anda nerede olduğunuz ya da nasıl olduğunuz bilgisi değişim için bize kötü bir haber veremez. Kişi ancak olduğu şey olabilir ve bunu ne kadar yapabilirse değişime o kadar yaklaşır. Şu anda olduğun ve yargısız bir şekilde kabul ettiğin kişi olarak kaldığın zaman çevren ile ve ihtiyaçların ile temas edebilirsin. Temas ettiğin zaman ise değişim kaçınılmaz olur. Bu yaklaşım ilk başta paradoksal gözükebilir ancak paradoks bizim “anda gerçekleşen” ve “devam eden” arasındaki sürekliliği kaçıran bilişsel fakültelerimizden kaynaklanır. Oysa içimizde bir şeyler çok iyi bilir ki değişmenin tek yolu belli bir zaman diliminde olduğun gibi kalmak, fark etmek ve temas etmektir.


