Türkiye genelinde 2025 Aile Yılı vizyonuyla hayata geçirilen “Geçici Koruyucu Aile” uygulamasında önemli bir kilometre taşına ulaşıldı. Bu model sayesinde sıcak bir aile ortamına kavuşan 100’üncü bebek olan Ege Berk, Samsun’da kendisini bekleyen geçici koruyucu ailesinin yanına yerleştirildi.
ANKARA (İGFA) – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile UNICEF paydaşlığında yürütülen “Türkiye’de Koruyucu Aile Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamındaki çalışmalar devam ediyor. Bu proje bünyesinde uygulanan “Geçici Koruyucu Aile Hizmeti”nin 100’üncü bebeği Ege Berk, Samsun’da ikamet eden Karademir ailesine teslim edildi.
“Aile ve Nüfus On Yılı” sürecinin başlangıcında gerçekleştirilen bu anlamlı yerleştirme, Bakanlığın çocuk bakımında aile odaklı hizmetleri güçlendirmeye yönelik sosyal politikalarının güçlü bir tezahürü olarak değerlendiriliyor.
Geçici Koruyucu Aile Modeli Neden Uygulanıyor?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen “Aile ve Nüfus On Yılı” stratejisi doğrultusunda, çocukların kurum bakımı yerine aile şefkatiyle büyümesi öncelikli bir hedef haline geldi. Bu doğrultuda hayata geçirilen “Geçici Koruyucu Aile Hizmeti”, aileyi temel alan sosyal hizmet yaklaşımının en kritik uygulamalarından biri olarak kabul ediliyor.
Süreç Nerede ve Nasıl İlerliyor?
Türkiye’de ilk defa uygulanan bu hizmet modeli, çocukların duygusal gelişimlerini ve güvenliklerini destekleyerek gelecekleri üzerinde kalıcı olumlu etkiler yaratmayı amaçlıyor. Proje için belirlenen 30 pilot şehirden 27’sinde halihazırda yerleştirmeler devam ederken, Samsun’da 100’üncü bebeğin ailesiyle buluşturulması, sistemin sahadaki yaygınlığını ve etkinliğini tescilledi.
Geçici koruyucu aile modeli, hizmet planı henüz netleşmemiş, biyolojik ailesinin yanına dönmesi mümkün olmayan veya çeşitli nedenlerle devlet korumasına alınan çocukların, geçici bir süreyle aile sevgisi ve bakımıyla buluşmasını hedefliyor.
Türkiye’de ilk kez başlatılan bu model çerçevesinde Samsun’da gerçekleştirilen 100’üncü yerleştirme, çocuklar adına umut verici bir başlangıcı simgelerken, Aile ve Nüfus Yılı vizyonunun toplumsal alanda yayılmasına da büyük katkı sağlıyor.




