Dansın Mutlulukla Bir İlgisi Var!
Onun hikayesi sadece profesyonel başarılarla değil, aynı zamanda konfor alanından çıkma cesareti ve kadın olarak dans sektöründe var olma mücadelesiyle de şekilleniyor. Dünya Dans Günü’nde Gülşah Alan ile dansa nasıl başladığını, kariyerindeki dönüm noktalarını, Türkiye’de dansın gelişimini ve kadın dansçı olmanın nasıl bir deneyim olduğunu konuştuk.
Yazı: İrem Öz
Fotoğraflar: Gülşah Alan
Türkiye’de dans son yıllarda hızla dönüşürken, bu değişimin arkasında hem yetenekleri hem de kararlılıklarıyla öne çıkan isimler var. Profesyonel dansçı, eğitmen ve koreograf Gülşah Alan da bu isimlerden biri.
Bize kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?
26 yaşındayım. Profesyonel dansçı, eğitmen ve koreografım. Dans hayatıma 2014’te Türkiye Dans Federasyonu’nun yapmış olduğu dans yarışmaları ile başladım ve Türkiye 1.liği ve 2.liği elde ettim. Daha sonrasında kariyerimi başka yönde ilerletmeye karar verip eğitmenliğe başladım. Edis, Manifest, Zeynep Bastık, M Lisa, Murat Dalkılıç, İrem Derici, Derya Uluğ, Demet Özdemir ve daha birçok farklı isimle çalışıp koreograflık yaptım ve sahnelere çıktım. Birçok büyük marka ile de beraber işbirliklerim ve reklam çekimlerim oldu. Güncel olarak Elements of Dance Company’de “Ladies Style” adıyla derslerime devam ediyorum ve koreograflık yapıyorum.
Dans hikayeniz nasıl başladı?
14 Yaşında YouTube’da Selena Gomez’in bir dans videosunu gördüm ve o an “dans etmeliyim” dedim. Daha önce hiç dans eğitimim yoktu ama o videoyu gördüğüm an bir şey hissettim ve kendi kendime o koreografiyi öğrendim. 15 yaşında da evimin yakınındaki bir dans okuluna başladım. Daha sonrasında da hiçbir zaman dans etmeyi bırakmayarak bugünlere geldim.
Kariyerinizdeki önemli adımları bizimle paylaşabilir misiniz?
Öğrenci olduğum okulda asistanlık teklifi geldi ve daha sonra eğitmen oldum ama içime sinmeyen şeyler vardı ve okuldan ayrılma kararı aldım. Aslında kariyerimin ilk kırılma noktası buydu. Sonrasında Elements of Dance ve Enes Abdulla ile tanıştım. Eğitmen oldum, profesyonel dansçılık yaptım ve şu anda da koreograflık yapıyorum. İyi ki konfor alanımdan çıkıp yeni bir adım atmışım diyorum. 19 yaşında aslında kendim için çok büyük bir karar verip kendime yeni bir yol çizdim ve iyi ki yapmışım diyorum. Büyük bir kapı kapandı sanırsınız ama aslında çok daha büyük bir kapıyı açmış olursunuz. Hayat bana bunu öğretti.
Dansa ilk başladığınız zamanla Türkiye’de dansın şimdiki halini karşılaştırabilir misiniz?
11 sene önce dans etmeye başladım ve seneler geçtikçe ülkemizde dansa verilen önemin arttığını gözlerimle gördüm. Pandemiyle beraber başlayan sonrasında da Big5 yarışmasıyla devam eden bir gelişme var. Dansa olan bakış açısı, meslek olarak da yapılabileceği farkındalığı arttı herkeste. Daha da iyi yerlere, hak ettiği değeri göreceği bir konuma geleceğini düşünüyorum.
Sizce Türkiye’de dansı daha ileriye nasıl götürebiliriz?
Amerika’yla kıyasladığımızda, evet arada çok büyük bir fark var. Ama fırsat verilirse aslında Türkiye’de çok fazla yetenekli dansçı ve koreograf var. Vizyonlarımızın yurtdışına da açılabileceğini düşünüyorum. Bakış açısı biraz değişmeli bence. Zaten yavaş yavaş globale açıldık ve bunun daha da büyüyeceğini düşünüyorum. Edis ile Sunny Hill Festival’de sahne aldık mesela ve en iyi sahne şovlarından biriydi, diye geri dönüşler aldık. Biraz daha fırsat verilirse Türkiye’deki dansçı ve koreografların çok iyi projeler çıkarabileceğini düşünüyorum.
Türkiye’de kadın dansçı olmak size göre nasıl bir deneyim?
Türkiye’de kadın olmak çok zor bir şeyken kadın dansçı olmak daha da zor. Bakış açısı, düşünceler hep farklı oluyor. Ama bu yine bizim elimizde. Dansın bir meslek değil hobi gibi görünmesi her şeyi geri atıyordu ama bu durum zamanla değişti, sadece hobi değil meslek olarak da yapılabileceğini yavaş yavaş görmeye başladı herkes. Zor ama imkansız değil. Biz kadınlar her şeyi başarabiliriz ve kimsenin sevdiğimiz şeyi vazgeçirmesine izin vermemeliyiz. Buradan tavsiyem başkalarının ne dediğini, düşündüğünü değil sizin ne istediğinizi düşünün. İnsanlar konuşur, hep konuşacaklar ama bunun bizi etkilemesine izin vermemeliyiz.

Dansa başlamak isteyen ama çekinen kişilere bir tavsiye vermek isteseniz bu ne olurdu?
Dans etmek 7’den 70’e herkeste mutluluk hormonu salgılamasına neden oluyor bence. Çok mu mutsuzsun, berbat bir gün mü yaşıyorsun, bir buçuk saatlik bir dans dersinde bunları unutuyorsun ve bir bakıyorsun ki gülmeye başlamışsın. Çok garip ve açıklanamayan bir his bence. Tutku da diyebilirim. Herkesin hayatında bir kez bile olsa bir dans dersi alması gerektiğini düşünüyorum, zaten o dersten sonra ne demek istediğimi herkes anlar. Korkmalarına gerek yok, evet onları anlıyorum çünkü ben de geriliyordum ama sonrasında dansın özgürleştirici olduğunu fark ettim. Yetenek, bunun yüzde 10’luk bir kısmını kapsıyor sadece. Dans edin! Evet başta zorlanabilirsiniz ama devam eder bırakmazsanız, hayatınızı çok farklı bir tutkuyla ve bambaşka bir hisle yaşamaya başlayacaksınız.


